24.04.2024 - Turizmde Güncel Gelişmeler
REKLAM ALANI

Turizme dair

Otel Postası

Yazarın şu ana kadar yazılmış 209 makalesi bulunuyor.

Gelen yabancı ziyaretlerde yarışan İstanbul ve Akdeniz Rivierası Antalya sayısal liderlikte yarışa devam etti. İki farklı ürün ve destinasyon yapısına sahip olan iki ilimizi mukayese etmek çok anlamlı olmasa da sayısal karşılaştırma her zaman yapılmıştır. 2023 yılında, İstanbul yabancı ziyaretçi sayısında 17,3 milyon kişi yüzde 35 payla birinci, Antalya ise 14,8 milyon kişi yüzde 30 payla ikinci sırada yer almıştır. Her iki ilin ülkemizi ziyaret eden yabancı ziyaretçi deki payı yüzde 65 civarındadır.

2023 yılında turizm gelirleri 54 milyar dolar ile yüzleri güldürmüş yine dikkatleri üzerine çekmiştir. 2018 yılı kur atağına kadar genelde ikincil evlat muamelesi gören sektör uzun yıllar sektör dinamikleri ve hep kendi yağı ile kavrulmuş bir yapıda faaliyetlerine devam etmiştir. Bankacılık sektörünün yeterli olmayan ama var olan desteğini de unutmamak gerekmektedir. Kamu otoritesinin, diğer ilgili kurum ve kuruluşların ilgisini 2018 Ağustos kur atağından sonra daha çok çekmeye başlamıştır. Döviz krizi ve ihtiyacı arttıkça da net döviz sağlayıcılığı ile vitrinlerde yer almaya başlamış sektöre uzak olan yeterli bilgi birikimi olan olmayan herkes turizm uzmanı kesilmişti. Pandemi sonrası da 2022 ve 2023 yılında günümüzde de manşetlere baktığımızda bunu rahatlıkla görmekteyiz. Sektörel deneyimi olmayan, global gelişmelerden uzak, genel geçer bilgiler ile yerel ve ulusal söz söyleyiciler turizm uzmanı olmuşlardı.

Son aylarda basılı ve görsel basında turizm üzerine söylenen sözlere baktığımızda sektöre destekten çok bilgi kirliliğine yol açtığı karar vericiler üzerinde olumsuz etki bıraktığını düşünmekteyim. Oysaki bugün evrensel ve barışçıl bir yapısı ile tüm Dünya ülkeleriyle ilişki kurabildiğimiz kendimizi ifade edebildiğimiz tek sektörümüzdür turizm. Onun bu birleştirici gücünden azami faydayı sağlamalı ve vitrinde kıymetli bir şekilde tutmalıyız.

2024 yılında yine beklentiler pozitif yönde rezervasyonlar umut verici ülkemize ilgi yüksek, bu olumlu havayı desteklemeli sektöre zarar verecek söylemlerden kaçınmalıyız. Son haftalarda basında, siyasette ilgili/ilgisiz STK’larda sektörün ana bileşeni konaklama tarafında “Yok otellerin şu kadar borcu var, yok konkordato ilan eden oteller, yok icralık oteller“  haberleri çıktı ve bunun içeriğini bilen bilmeyen taraflar ekranlarda yazılı / görsel basında konu etti ve sektöre farkında olmadan zarar verir durumda oldu.

Turizm sektörü kredilerine TBB ve BDDK verilerinden baktığımızda sektörün toplam nakdi kredi hacminden 2023 yılının Kasım ayında yüzde 3,1 civarında pay aldığı görülmektedir. 2023 Kasım ayı verilerine göre 12,6 milyar dolar civarındadır. Otel ve restoranlar (turizm) faslında izlenen sektör kredileri 365 milyar TL (genel pay yüzde 4 civarı), takipteki alacaklar ise 7,3 milyar TL’dir. Tasfiye olunacak krediler faslındaki rakam ise 7,3 milyar TL olup, toplam tasfiye olunacak krediler içerisindeki payı yüzde 3,5’dir. Turizm kredileri yüksek ağırlıkla yapısı gereği döviz ve dövize endeksli kredilerdir. Turizm kredilerinde önemli pay İstanbul ve Antalya ilindedir. Antalya turizm kredilerinden 5,1 milyar dolar, İstanbul 4,2 milyar dolar pay aldı. Antalya ve İstanbul’un toplam krediler içerisinde payları yüzde 75’e ulaşmaktadır. Sektörün potansiyelinden aldıkları payında yüzde 65 civarında olduğu unutulmamalıdır. Turizm kredileri, ağırlıklı olarak orta / uzun vadeli yatırım ve işletme kredilerinden oluşmaktadır. Sektör kredileri şu an için bankacılık ve diğer finansal sektörler için risk oluşturmamaktadır. Bankacılık sektörü için güçlü döviz kaynağı sağlama kanallarını oluşturan sektör için risk iştahı cazibesini korumaktadır. Ayrıca bankaların ve diğer finansal kurumların yurt dışından sağladıkları döviz kredilerini hedge ettikleri, yüksek teminat değerleri ile kredileri rahatlıkla plase edebildikleri sektördür.

Sektörde sorunlu kredi yok mu?  İşin doğası gereği tabii ki var. Bankacılık bir risk yönetimidir ve bu sektörel riskler son derece başarılı bir şekilde yönetilmektedir. Bu süreçte sorunlu krediler de oluşabilmektedir. Ancak bu kredilerin önemli bir bölümü yanlış ve eksik fizibilite, konum, ürün ve yeteriz öz kaynak / işletme sermayesi vb. unsurlardan kaynaklandığı bilinmektedir. Özellikle büyük şehirler ve uluslararası bilinirliği yüksek kıyı / resort bölgelerdeki konaklama ünitelerinde bir yatırımda finansal bir sorun olursa veya bir yatırımcı finansal açıdan zor duruma düşerse başka bir yatırımcı mevcut yatırımı ikame ediyor. Ekosistem devam ediyor. Bu süreçler deneyimlenmiş, yaşanmış ve tecrübe edilmiştir.

Konaklama tarafında 2023 yılı gelirlerine baktığımızda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıklamalarına göre 2023 yılında konaklama gelirleri 15 milyar dolar olarak gerçekleşti.  15 milyar dolar olarak açıklanan konaklama gelirlerinde tutarsal dağılım miktarsal gerçekleşmelere ve resort / şehir otelciliği potansiyeline paralel gerçekleşmiş görünüyor. Resort turizm lokomotif ili Antalya toplam gelirden yüzde 33 pay alırken diğer resort iller Muğla, Aydın ve İzmir yüzde 10 pay alarak resort bölgeler toplam gelirin yüzde 43’nü oluşturmuş ve 6,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakama konaklama dışı yabancı ziyaretçi bireysel harcamaları dâhil değildir. Özellikle resort bölgelerde Konaklama dışı alt sektör harcamaları da önemli yer tutmaktadır. Tur satışları, alışveriş ekonomisi, şehir gastronomi harcamaları vb. harcamalar daralsa da resort bölgelerde önemli bir ekosistemi oluşturmaktadır. Bu harcamaları ölçmek zor olsa da resort bölgelerde konsolide olarak 1 milyar dolar olduğunu deneyimlerim çerçevesinde tahmin etmekteyim. 

Katma değer olarak baktığımızda İstanbul’un önde olduğu açık. Konum, uluslararası ilişkiler, iş dünyası dinamiği, kültürel değerler / miras, tanınırlık, üst segment hizmet farkı vb. kriterler buna neden olmaktadır. Resort Bölgeler yaz ve aile tatili nedeniyle her şey dâhil konsepti ve uzun süreli tatil anlayışı ile ayrışırken İstanbul oda / oda kahvaltı segmentasyonla ve kısa süreli konaklama ile yoğunlaşmaktadır.15 milyar dolar dağılımında, İstanbul ve Antalya dağılım paydasında konumları gereği toplam gelirin yaklaşık yüzde 70’i gerçekleştirmiş durumdadır.

Akdeniz Rivierası Antalya’ya baktığımızda 2023 yılında yabancı 14,5 olmak üzere toplam 15,3 milyon kişi ziyaret etmiştir. Ulusal konaklama gelirinde Antalya ilinin yüzde 33 pay aldığı varsayımı ile 15 milyar dolar × yüzde 33 = 4 milyar 950 milyon dolar konaklama geliri elde ettiği sonucu ortaya çıkıyor. (Yabancı ziyaretçilerin otellerde konakladığı varsayılmıştır. Alt kırılımlar dikkate alınmamıştır)



Sektörel deneyimlerime göre kısaca şöyle kaba bir hesap yapma gereği duydum.

– Antalya’ya gelen ziyaretçi sayısı

15 milyon kişi / yıl,

-Free (0-14 çocuk / ödenmez ) toplam ziyaretçi içerisindeki payı sayısı yüzde* 15-20

(*bu konuda deneyimler çerçevesinde rakam verebiliyorum)

-Konaklama ücreti ödeyen kişi / yıl sayısı 12 milyon kişi / yıl

-Konaklama ortalama süresi 8,5 Gün / Dönem

-Konaklama kalış süresi (geceleme) yaklaşık 102 milyon geceleme

-Toplam konaklama geliri (Antalya) – 4 milyar 950  milyon

 -Kişi başı ortalama Konaklama Geliri/ Gün 48,5 dolar

Kısacası 2023 Antalya Rivierası konaklama gelirin oluşumu bu çerçevede. Kentin turizm gelirlerine gelince kentte kalan gelirler dikkate alınmalıdır. (Turizm endüstrisinin bileşenlerinde lojistik önemli pay almakta ve ağırlık havayolu giderlerinden oluşmaktadır )

Diğer ilave gelirleri incelediğimizde

-Alışveriş ekonomisi

-Kültürel gezi ve turlar, gastronomi

-Sağlık turizmi,

-Diğer etkinlikler diye özetleyebiliriz.

Yine deneyimler ve tecrübeler çerçevesinde;

Gelen yabancı ziyaretçilerin yüzde 15 – 20’si (yetişkin sayısı dikkate alındığında) bu etkinliklere katılmaktadır. Yine deneyimler çevresinde bu ticari etkinlikler için kişi / harcama tutarının son yıllarda azalsa da ortalama harcamanın 150 – 200 dolar olduğu düşünülmektedir. Bu kanalda yaratılan gelirlerin son yıllarda düşüş göstermesine rağmen 2023 yılında 400 milyon dolar civarında olabileceğini düşünmekteyim.

Kısaca Antalya direkt turizm gelirlerinin diğer direkt paylarla (lojistikte kalan paylar vb.) 5,5 – 6 milyar dolar civarında olduğunu söyleyebiliriz. 

2024 yılına umutla girmiş bulunurken içsel ve dışsal faktörler sektörde baskı yaratmaya devam ediyor. İçsel faktörlerde sosyo-ekonomik yönden “baskılanmış döviz kuru, yüksek seyreden enflasyon ve kronik hale gelen istihdam sorunu“ gündemdeki yerini koruyor. Dışsal faktörlere birinci sıraya Jeopolitik Riskleri koymakta yarar var. Güvenlik ve bölgesel gerginlik çatışmalar ana konu.  Avrupa Bölgesinde enflasyon fiyat artış eğilimleri (ancak enflasyonda düşen trend devam ediyor bu göz ardı edilir) , milliyetçilik akımları ve yurtiçi tatiller trendi, Uluslararası ilişkiler, Rusya ve diğer Doğu pazarlarındaki mevcut durum ortada belirsizlik içerisinde en iyisi yapılmaya çalışılıyor. Doğu Avrupa’da gözle görülür potansiyel artışı umut verici ancak İskandinav ve düşen Avrupa pazarlarında etkinlik artırılmalıdır.   

Her şeye rağmen potansiyel gücümüz ve gerçekleşen makroekonomik rakamlar bizi umutlandırıyor.

“Turizme tam destek olalım önünü açalım yeter “