Bir süredir içimde biriken bir konuyu artık dillendirme ihtiyacı hissediyorum. Bu bir sitem mi, bir uyarı mı, yoksa sektöre küçük bir ayna tutma çabası mı… Bunu okuyan karar versin.
Bir işletmede genel müdür işe alımını ön büro müdürüne bırakıyorsa, orada mesele sadece “pratiklik” değildir. Orada aslında şirketin bakış açısı, vizyonu ve yönetim refleksi ortaya çıkar.
Yanlış anlaşılmasın… Ön büro müdürleri bu sektörün bel kemiğidir. Misafiri ilk karşılayan, krizi ilk göğüsleyen, otelin nabzını en yakından hisseden kişilerdir. Saygım sonsuz. Ama konu genel müdür seçimi olduğunda, mesele artık vardiya çizelgesi ya da operasyonel uyum değildir. Mesele stratejidir, vizyondur, liderliktir.
Genel müdür;
– Sadece bugünü değil, önümüzdeki 3–5 yılı okumalıdır.
– Sadece misafir memnuniyetini değil, çalışan bağlılığını, marka algısını, finansal sürdürülebilirliği de yönetmelidir.
– Departmanlar arası denge kurmalı, patron ile ekip arasında köprü olmalıdır.
Şimdi soruyorum:
Bu yükü kimin değerlendirmesi gerekir?
Sadece “ön bürodan gelmiş mi?”,
“Sistemi biliyor mu?”,
“Check-in’de iyi mi?” gibi kriterlerle mi genel müdür seçilir?
Eğer genel müdürü ön büro müdürü seçiyorsa, şirket şunu söylüyordur:
“Biz yönetici değil, operasyon yöneticisi arıyoruz.”
Bu bir tercihtir, evet. Ama bunun bir bedeli vardır.
Bu bakış açısı;
– İK’yı ikinci plana iter,
– Finansal bakışı daraltır,
– Orta ve uzun vadeli planlamayı zayıflatır,
– Ve en önemlisi liderliği yöneticilikle karıştırır.
Bir genel müdür olarak şunu üzülerek söylüyorum:
Bu şekilde yapılan atamalarda, genel müdür koltuğu güçlenmez; koltuk sıradanlaşır.
Genel müdür; herkesin üstü değil, herkesin önünde yürüyen kişidir.
Bazen ön büroyu durdurur,
bazen satışa fren yapar,
bazen patrona “hayır” der.
Peki bu cesareti kim ölçüyor?
Ön büro müdürü, doğal olarak kendi dünyasından bakar. Bu bir eleştiri değil, bir gerçek. Herkes kendi penceresinden görür. Ama genel müdürlük, tek pencereden bakılacak bir makam değildir.
Şirketler şunu sormalı:
– Bu adayı kim, hangi kriterle, hangi vizyonla değerlendiriyor?
– Sadece bugünü mü kurtaracak, yoksa yarını mı inşa edecek?
– Bu kişi sistemi mi yönetecek, insanları mı?
Genel müdür seçimi;
“En az sorun çıkaranı” değil,
“En çok değer katacak olanı” bulma sürecidir.
Eğer bu süreci tek bir departmana bırakırsanız, sonuç da tek boyutlu olur.
Bu yazıyı bir serzeniş olarak okuyabilirsiniz.
Ama aslında bu bir çağrıdır.
Sektör olarak artık şunu kabul etmeliyiz:
Genel müdürlük, sadece yükselinen bir pozisyon değil; hak edilen bir liderliktir.
Ve liderlik;
çok sesli dinlemeyi,
çok yönlü değerlendirmeyi,
cesur kararlar almayı gerektirir.
Aksi halde, biz genel müdür seçmeyiz…
Sadece bir ünvan dağıtmış oluruz.
Ve bunun bedelini, er ya da geç, hep birlikte öderiz.


Mükemmel bir tespit tebrik ederim. 👏👏👏👏